Free Web Hosting Provider - Web Hosting - E-commerce - High Speed Internet - Free Web Page
Search the Web


Kayısı

Malatya Malatya Bulunmaz Esin


Geçmişten Günümüze Malatya'da Kayısı Yetiştiriciliği

Yrd. Doç. Dr. Bayram Murat ASMA

Doğu Anadolu Bölgesinin güney batısında, Fırat Havzasında yer alan Malatya İç Anadolu, Akdeniz, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerine geçişi sağlayan yol üzerinde bulunur. Malatya 12.313 km2'lik yüzölçümü ve 823.521 nüfusu ile Doğu Anadolu bölgesinin önemli tarım ve sanayi merkezidir. Ekolojik şartların elverişli olması ve zengin su kaynakları sayesinde ilde önemli miktarda sebze ve meyve üretimi yapılmaktadır. Fırat, Tohma, Derme, Sultansuyu ve Sürgü Malatya'nın belli başlı akarsuları olup Çat, Medik, Sürgü, Sultansuyu ve Polat barajlarının faaliyete geçmesiyle son yıllarda meyve ve sebze üretimi artış göstermiştir. Kayısı, elma, armut, kiraz, ceviz, şeftali ve dut Malatya’da yetiştirilen önemli meyve türleridir. Fakat halk arasında "mişmiş" de denilen kayısının Malatya şehri için yeri farklı olup Malatya ekonomisinin can damarını teşkil eder. Bugün dünya yaş kayısı üretiminin yaklaşık % 7-10'nu ve dünya kuru kayısı ticaretinin ise % 80-85'ni karşılayan Malatya İli kayısı konusunda uzmanlaşmış bir kenttir.

Başka bir ifadeyle, Malatya kayısının dünya başkentidir (1).

Kayısının Anavatanı ve Tarihçesi

Rosaceae (Gülgiller) familyasının Armeniaca cinsine ait olan kayısının botanik adı Armeniaca vulgaris Lam. (Prunus armeniaca L.)'dir. Birçok araştırıcıya göre kayısının anavatanı Çin ve Orta Asya olup Büyük İskender'in Asya Seferleri sırasında (M.Ö.330-323) İran ve Transkafkaslar yolu ile Anadolu'ya getirilmiştir (2,3,4).

Ancak yaptığımız araştırmalar Büyük İskender’in Asya seferlerinden çok daha uzun yıllar önce kayısının Anadolu’da yetiştirildiğini göstermektedir. Yozgat’a bağlı Boğazköy’de yapılan kazılarda bulunan ve Hitit’lerin M.Ö. 1650-1200 yılları arasındaki yaşamlarından bilgiler içeren çivi yazılı tabletlerinin okunmasıyla Anadolu’nun geçmişi ile ilgili çok değerli bilgiler elde edilmiştir. “Boğazköy Metinlerine Göre Hititler Devri Anadolu’sunun Florası” adlı kitabı yazan Prof. Dr. Hayri Ertem’e göre Hititler devri Anadolu’sunda bağcılığın, tarımın, hayvancılığın ve madenciliğin yanı sıra meyveciliğin de ekonomi yönden önemi büyüktür. Hititlere ait bir arazi vakıf tableti olan Kbo V 7 Rs.28’de Tiuatapara adındaki bir şahsın 42 adet kayısı ağacının olduğundan bahsedilmektedir.
Yine Kbo VI 12 Vs. I 17-21 tabletinde ise üzüm, incir, elma ve kayısı ağaçlarının tahrip edilmesini hatta meyvelerinin toplanmasına önlemek için Hititliler tarafından kanun çıkarılması o devirde bu ağaçların Hitit ekonomisindeki önemini açıklamaktadır. Hititler kayısıya “HASHUR.KUR.RA” adını vermişlerdir. HASHUR.KUR.RA‘nın kelime kelime anlamı HASHUR; elma, KUR.RA; dağ olup Türkçe karşılığı ise “Dağın Elması” veya “Dağ Elması”’dır. Hititler “kurutulmuş kayısı” olan“Ha-da-an HASHUR.KUR.RA” için kullandıkları ölçü PA-RI-SU’dur. Hititler kayısı ile birlikte diğer yaş ve kuru meyveleri yiyecek olarak tüketmelerinin yanı sıra kültte tanrılara sunmak ve kutsal yerlere konmak için kullanmaktaydılar. Bu bilgiler, kayısının günümüzden en az 3000-3500 yıl öncesinde Anadolu’da ekonomik anlamda yetiştirildiğini ve Hititlilerin kayısıya ne kadar önem verdiklerini ortaya koymaktadır (5,6).

Bir çok araştırıcı kayısının Latince ismi Armeniaca vulgaris Lam.’a bakarak bu bitkiyi Ermeniler ile ilişkilendirme hatasına düşmektedir. Kayısının botanik sınıflandırmasını yapan C. Linnaeus ve J. B. de Lamarck’ın bu bitkiye niçin Armeniaca ismini verdikleri bugün bilinmemektedir. Ancak Mezopotamya çivi yazılı kaynaklarındaki bitki listelerinde Asurlular kayısıya “ARMANNU” ismini vermişlerdir. (5). Asurca “Yukarı Ülke, Yukarı Canip” manasına gelen ve ilk defa M.Ö. 1274-1245 yıllarında Asur Kralı I. Salmanasar tarafından kullanılan “Uruatri” (Urartu) kelimesinin M.Ö. 8. yüzyılın son çeyreğinde yine Asurca kitabelerde aynı manada kullanılmak üzere “Armeniea” şeklinde değişime uğramıştır. Bu coğrafi isme daha sonra bir topluluğu ifade edecek “Ermeni” şekliyle ilk defa M.Ö. VI. yüzyılda Darius’un yazılarında rastlanmaktadır. Pers Kralı Darius, hakimiyeti altında bulunan ve bu yüzyıl başlarında batıdan göç yoluyla gelip, kendilerini Haikh (Hai, Hay) olarak adlandıran bu yabancılara Armenia bölgesinde oturanlar anlamında Ermeniler ismini vermiştir (7).

Kelime anlamları düşünüldüğünde, kayısıya Asurluların Armannu ve Hititlilerin ise Hashurkurra adını vermelerinin bir tesadüf olamayacağını düşünüyoruz. Zira bugün dağlık ve tepelik gibi yüksek alanların kayısının en ideal yetişme yerleri olduğunu biliyoruz. Diğer taraftan Asurlular Mezopotamya’da yaşamakla birlikte ticaret amacıyla M.Ö. 1950-1750 yılları arasında Anadolu’ya sık sık gelip gitmişlerdir. Anadolu coğrafik olarak Mezopotamya bölgesine göre daha kuzeyde ve rakımca daha yüksektir. Asur ve Hititlilerin kayısıya Armannu ve Hashurkurra isimlerini, bu bitkinin doğal yetişme yerlerine ithafen vermiş olmaları kuvvetle muhtemeldir.

Kayısının Anadolu'dan Batıya yayılışı M.Ö. I. yüzyıla rastlamaktadır. Roma-Pers savaşları sırasında Romalı askerler ve bazı tüccarlar tarafından kayısı önce İtalya'ya, sonra Yunanistan'a götürülmüştür. Kayısının diğer Avrupa ülkelerine geçişi daha yakın tarihlerde gerçekleşmiş, XIII. yüzyılda İngiltere'ye, XVII yüzyılda ise Fransa ve Amerika'ya götürülmüştür.



Malatya'da Kayısının Tarihçesi
Malatya’da kayısının bilinen yazılı tarihi 1655’dir. Bu yılın ilkbahar aylarında Malatya’ya gelen ünlü seyyah Evliya Çelebi 53 bin kişinin yaşadığı şehirde, 7.800 meyve bahçesi ve yedi kayısı çeşidinden bahsetmektedir. Evliya Çelebi Seyahatnamesinde “Kırmızı, sarı, müşmüş, beyaz, bey, sulu ve etli adlarında yedi çeşit sulu kayısısı olur ki, bağdan şehre seleler ile güçlükle getirilir. Biraz incinse suyu kalmaz. Her bir kayısı kırk-elli dirhem gelir. Zerdalisinin hesabını Allah bilir. Çokluğundan pestil yapılıp diyar diyar yüklerle taşınır” diye bahseder. Diğer taraftan 1617-1693 yılları arasında yaşamış olan Malatyalı Niyazi Mısri şiirlerinde meyve ağaçları ile donanmış Asbuzu’nun “Cennete benzeyen çok güzel bir doğa parçası” olduğundan bahseder. Alman Genelkurmay Başkanlığı da yapmış olan Moltke, Osmanlı Ordusuna çağdaş eğitim yöntemlerini öğretmek üzere 1838 yılında geldiği Malatya’da; kayısı, ceviz, erik, armut, elma ve dut ağaçlarıyla dolu Asbuzu’nun görülmemiş güzellikte bir yer olduğundan söz etmektedir (8,9).

Meyveciliğin ve kayısının Malatya için önem kazanması Cumhuriyetin ilanı ile başlamaktadır. Malatya’nın yerli tüccarlarından “Hacı Sadi Oğlu Mahmut Nedim” 1923 yılında kayısıyı kükürtleyerek kurutur ve kükürtlemeyi çevresindekilere öğretir. Kükürtleme ile birlikte kayısının hem uzun süre depolanması hem de albenisi arttığı için ülkemizi bir ağ gibi saran demiryolunun Malatya’ya gelmesiyle birlikte kayısının ekonomik önemi de artmaya başlar. Malatya’da haftalık Yeni Malatya gazetesinin 3 Temmuz 1930 tarihli sayısında kayısı ile ilgili önemli bir bilgi bulunmaktadır. Gazetenin bir sütununda Malatya eski Belediye Başkanı Hacı Abdi Oğullarından Hasan Beyin bahçesinde halk tarafından Hasanbey adı verilen kayısının bir tanesinin 23 dirhem, 16 tanesinin ise bir okka geldiğinden bahsedilmektedir (10) .

Cumhuriyetin ilk yıllarındaki Malatya meyveciliğine ait sağlıklı bilgiler maalesef çok sınırlıdır. Malatya’nın meyvecilik potansiyeli Ankara Yüksek Ziraat Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. W. Gleisberg’in dikkatini çeker ve başasistanı L. Ükümen’i 1933 yılında Malatya’ya gönderir. Ülkümen’nin 1933-1936 yılları arasında Malatya’nın meyve çeşitleri ile meyve üretim alanlarını inceleyerek yaptığı çalışma 1938 yılında kitap halinde yayınlanır. Ülkümen’e göre, 1930'lu yıllarda Malatya'nın meyve alanları Derme, Horata ve Orduzu suyunun geçtiği alanlarda yoğunlaşmıştır. Pınarbaşı’ndan başlayıp Gündüzbey, İsmetpaşa, Kileyik, Barguzu, Tecde, Yukarı ve Aşağı Banazı, Adafı ve Eskimalatya’yı içine alan 30 km uzunluktaki bölgenin büyük bölümünü kayısı bahçeleri oluşturmaktadır. O yıllarda Malatya'nın önemli kayısı çeşitleri Hacıhaliloğlu, Hasanbey, Çataloğlu, Hacıkız, Gavuraşısı, Koyunoğlu ve Osmanonbaşı’dır (11).

1937 yılında Türk-Alman İşbirliği ile bugün ki Meyvecilik Araştırma Enstitüsünün yerinde “Kayısı Üretme İstasyonu” kurulur. Bu istasyon bölgedeki meyve tür ve çeşitlerinin ıslahı ile birlikte ucuz ve kaliteli fidan dağıtımı yaparak Malatya’da meyveciliğin gelişmesinde önemli bir görev üstlenir. Fakat 1937, 1941, 1944 ve 1951 yıllarında meydana gelen şiddetli kış ve ilkbahar donları kayısı ağaçlarına önemli zararlar verir ve Malatya kayısıcılığını olumsuz yönde etkiler. Kayısı ağaçlarının dondan zarar görmesi ve kuru kayısının para etmemesi üzerine kayısı üreticileri 1960'lı yılların başında kayısı ağaçlarını sökerek yerine elma fidanı diker veya sebze yetiştiriciliği yapmaya başlarlar. Ancak 1970’li yılların ortalarında kuru kayısı ihracatının artması ve ekonomik önem kazanması ile birlikte yeniden kayısıya tarımına dönüş başlar.

Malatya'da kayısı ağacı sayısı, yaş ve kuru kayısı üretimi 1980'li yıllardan sonra büyük bir artış göstermiştir (Tablo 1). 1934 Yılında 552 bin olan kayısı ağacı sayısı 1998 yılında yaklaşık 12 kat artarak 6.5 milyona, kuru kayısı üretimi ise 900 tondan 77 bin tona yükselmiştir. 2001 Yılı verilerine göre Malatya’dan 86 ülkeye 99 bin ton kuru kayısı ihracatından 89 milyon dolar döviz elde edilmiştir.

Sonuç olarak Anadolu’da yaklaşık dört bin yıl geçmişi bulunan kayısının Malatya için yeri çok farklıdır. Son yıllarda kuru kayısıya ilave olarak yaş kayısı ihracatının artması Malatya’daki kayısı ticaretine farklı bir boyut getirmiştir. Geçmişte olduğu gibi gelecekte de Malatya dünya kayısı merkezi olma unvanını koruyacaktır.

Kaynaklar
1-Asma, B.M. 2000. Kayısı Yetiştiriciliği, Evin Matbaası , Malatya
2-Mehlanbacher, S.A., Cocıu, V., Hough, L. F., 1991. Apricots. Genetic Resources Fruit Acta Hort. Vol. 290, P: 66-107
3-Özbek, S., 1978. Özel Meyvecilik. Çukurova Ü. Ziraat Fak. Yayınları, No: 128, Adana.
4-Dokuzoğuz, M., 1966. Ege Bölgesi Kayısı Çeşitleri Üzerine Pomolojik Çalışmalar. Ege Üniversitesi Ziraat Fak. Der. 3 (2) : 60-77
5-Ertem, H.,.1974. Boğazköy Metinlerine Göre Hititler Devri Anadolu’sunun Florası. TTK Basımevi Ankara
6- Memiş, E., 1989. Eskiçağ Türkiye Tarihi. Selçuk Ü. Yayınları No:87, Konya
7-Göğebakan, G., 2002. XVI. Yüzyılda Malatya Kazası, Malatya Belediyesi Kültür Yayınları No: 6 Malatya.
8-Evliya Çelebi Seyahatnamesi III. Cild S: 425 (Nşr. T. Temelkuran, N. Aktaş, İstanbul, 1986)
9-Ünaldı, C. 1994. Kayısının Türkiye-Malatya Ekonomisindeki Yeri ve Önemi. Standart Dergisi S: 75-79
10-Anonim, 1930. Kayısı (3 Temmuz 1930), Yeni Malatya Gazetesi.
11- Ülkümen, L., 1938. Malatya'nın Mühim Meyve Çeşitleri Üzerine Morfolojik, Fizyolojik ve Biyolojik Araştırmalar. Ankara Yüksek Ziraat Enstitüsü Çalışmalarından No:65. Ankara
12- Elgin, İ., 1942. Erik, Kayısı ve Şeftalinin Kurutulması. Tarım Bakanlığı Pratik Kitaplar Serisi, Türkdili Basımevi, Balıkesir.
13- Anonim, Tarımsal Yapı ve Üretim (Muhtelif sayıları). DİE, Ankara

http://kaum.inonu.edu.tr/kaum13.html






Kayısı
Çiçekleri